Back to Insights

Takviye Edici Gıdalarda Tağşiş ve Taklidin Cezai ve Hukuki Sonuçları

Takviye edici gıdalarda taklit ve tağşiş fiilleri, yalnızca gıda mevzuatına aykırılık değil; somut olayın özelliklerine göre cezai, idari ve özel hukuk sorumluluğu da doğurabilir. Makalede, takviyelere ilişkin mevzuat çerçevesi, taklit ve tağşiş ayrımı, uygulanabilecek yaptırımlar ile Yargıtay kararları incelenerek ürün güvenilirliği, tüketici sağlığı ve marka haklarının korunmasına ilişkin hukuki sonuçlar ele alınmaktadır.

31.08.2026

Takviye Edici Gıdalarda Tağşiş ve Taklidin Cezai ve Hukuki Sonuçları

Giriş

Takviye edici gıdalar (“Takviyeler”), 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nda (“Kanun”); “normal beslenmeyi takviye etmek amacıyla, vitamin, mineral, protein, karbonhidrat, lif, yağ asidi, amino asit gibi besin öğelerinin veya bunların dışında besleyici veya fizyolojik etkileri bulunan bitki, bitkisel ve hayvansal kaynaklı maddeler, biyoaktif maddeler ve benzeri maddelerin konsantre veya ekstraktlarının tek başına veya karışımlarının, kapsül, tablet, pastil, tek kullanımlık toz paket, sıvı ampul, damlalıklı şişe ve diğer benzeri sıvı veya toz formlarda hazırlanarak günlük alım dozu belirlenmiş ürünler” olarak tanımlanmıştır. Takviyeler hukuken gıda niteliğinde olup hastalıkların önlenmesi veya tedavisi amacıyla kullanılamaz. Bununla birlikte bu ürünlerde içeriğin gizlenmesi, etikette yer almayan maddelerin eklenmesi, güvenilir markaların veya ambalajların taklit edilmesi gibi fiiller hem tüketici sağlığını hem de marka sahiplerinin haklarını ihlal edebilmektedir.

Bu kapsamda taklit ve tağşiş niteliğindeki her fiil yalnızca gıda mevzuatı kapsamında idari bir aykırılık olarak değerlendirilemez. Ürünün gerçek bileşimi, insan sağlığı üzerindeki etkisi, piyasaya sunuluş biçimi ve kullanılan marka veya ambalaj unsurları dikkate alındığında; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (“TCK”) bozulmuş veya değiştirilmiş gıda ya da ilaçların ticaretine, sağlığı tehlikeye sokacak biçimde ilaç üretme veya satmaya ve dolandırıcılığa ilişkin hükümleri ile haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz düzenlemeleri de gündeme gelebilir. Ancak her bir sorumluluk türü kendi unsurları bakımından ayrı değerlendirilmelidir.

Hukuki Çerçeve

Takviyeler’e ilişkin hukuk düzeni tek bir mevzuat metninden oluşmamaktadır. Konu; kanun, yönetmelik, tebliğ, sağlık beyanı düzenlemeleri ve idari uygulama talimatlarından oluşan çok katmanlı bir yapı içerisinde düzenlenmektedir. Başlıca düzenlemeler aşağıdaki şekildedir:

  • Kanun

Kanun; taklit, tağşiş ve gıda güvenilirliği kavramlarını düzenlemekte, gıda işletmecilerinin sorumluluklarını ve resmî kontrol esaslarını belirlemektedir. Kanun, tüketici sağlığının ve menfaatlerinin korunması amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığına (“Bakanlık”) piyasaya arz edilen ürünleri denetleme, numune alma ve laboratuvar incelemesi yaptırma yetkisi vermektedir.

  • Takviye Edici Gıdalar Yönetmeliği

Takviye Edici Gıdaların İthalatı, Üretimi, İşlenmesi ve Piyasaya Arzına İlişkin Yönetmelik (“Yönetmelik”); işletmelerin kayıt işlemlerini, ürünlerin onayını, piyasaya arz koşullarını, gıda işletmecilerinin sorumluluklarını, izlenebilirliği, ihtiyati tedbirleri ve resmî kontrolleri düzenlemektedir. Yönetmelik uyarınca Bakanlık onayı alınmadan üretilemez, işlenemez, ithal edilemez ve piyasaya arz edilemez. Onay, işletme bazında değil ürün bazında verilmektedir. Bir işletmeye ait belirli bir ürünün onaylanmış olması, aynı işletmenin diğer ürünlerinin de onaylandığı anlamına gelmez.

  • Türk Gıda Kodeksi Takviye Edici Gıdalar Tebliği

Türk Gıda Kodeksi Takviye Edici Gıdalar Tebliği (Tebliğ No: 2013/49) (“Tebliğ”), takviye edici gıdaların teknik ürün özelliklerini düzenlemektedir. Tebliğ; takviye edici gıdalarda kullanılabilecek vitamin ve mineralleri, bunların izin verilen formlarını, günlük azami miktarları, botanikler ve diğer maddeler bakımından uygulanacak sınırlamaları, katkı maddelerini, bulaşanları, hijyen koşullarını, ambalajlamayı, etiketlemeyi, taşıma ve depolamayı, numune alma ve analiz esaslarını kapsamaktadır. Tebliğ’e göre Takviyeler’de yalnızca eklerde belirtilen vitamin ve minerallerin izin verilen formları kullanılabilir.

  • Güncel Uygulama Talimatı

Bakanlık Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğünün 3 Temmuz 2026 tarihli Takviye Edici Gıdaların Onay İşlemleri Uygulama Talimatı (“Talimat”), Takviyeler’in onay başvurularına ve onayların güncellenmesine ilişkin güncel idari uygulamayı açıklamaktadır. Talimat, Kanun, Yönetmelik ve Tebliğ hükümlerine uygun biçimde uygulanması gereken idari bir düzenleme niteliğindedir.

  • Diğer İlgili Mevzuat

Takviyeler’e ilişkin hukuka aykırılıklar, fiilin niteliğine göre farklı mevzuat hükümlerine tabi olabilir. İdari denetim ve yaptırımlar bakımından Kanun; cezai sorumluluk bakımından TCK; haksız rekabet bakımından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”); marka ihlalleri bakımından ise 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (“SMK”) uygulama alanı bulabilir. Yanıltıcı reklam ve ticari uygulamalar yönünden 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve reklam mevzuatı, sağlık beyanları bakımından Gıda ve Takviye Edici Gıdalarda Sağlık Beyanı Kullanımı Hakkında Yönetmelik ve ilgili kılavuzlar da somut olayın özelliklerine göre uygulama alanı bulabilecektir.

Taklit ve Tağşişin Kavramsal Çerçevesi ve Görünüm Biçimleri

Yukarıda açıklanan düzenlemeler, Takviyeler’e ilişkin genel hukuki çerçeveyi ortaya koymaktadır. Bu çerçevede taklit ve tağşiş niteliğindeki fiillerin birbirinden ayrılması, uygulanacak idari, cezai ve özel hukuk hükümlerinin belirlenmesi bakımından önem taşımaktadır.

Takviye sektöründe hukuka aykırı uygulamalar; ürün içeriğinde beyan edilmeyen maddelere yer verilmesi, etiket bilgilerinin ürünün gerçek bileşimiyle uyuşmaması, ürünün sahip olmadığı özelliklere sahipmiş gibi tanıtılması, başka bir ürünün veya markanın aynısıymış izlenimi verilmesi ve kayıt veya onay alınmaksızın üretim yapılması şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Ancak bu uygulamaların her biri kendiliğinden hem taklit hem de tağşiş olarak nitelendirilemez. Fiilin hukuki niteliği, Kanun’da yer alan taklit ve tağşiş tanımlarının unsurları dikkate alınarak ayrı ayrı belirlenmelidir.

Kanun’da tağşiş, “Bu Kanun kapsamındaki ürünlere temel özelliğini veren öğelerin ve besin değerlerinin tamamının veya bir bölümünün mevzuata aykırı olarak çıkarılmasını veya miktarının değiştirilmesini veya aynı değeri taşımayan başka bir maddenin, o madde yerine aynı maddeymiş gibi katılmasını” ifade edecek şekilde tanımlanmıştır. Taklit ise “Bu Kanun kapsamındaki ürünlerin, şekil, bileşim ve nitelikleri itibarıyla yapısında bulunmayan özelliklere sahip gibi veya başka bir ürünün aynısıymış gibi gösterilmesi” olarak tanımlanmıştır.

Bu tanımlar çerçevesinde ürünün içeriği ile etiket beyanlarının uyuşmaması, tek başına her durumda taklit veya tağşiş teşkil etmez. Etikette beyan edilen bilgiler ile ürünün içeriğinin veya analitik değerlerinin uyuşmaması, öncelikle Kanun’un tüketiciyi yanıltıcı etiketleme, tanıtım ve sunumu yasaklayan 24. maddesinin üçüncü fıkrası ile buna yaptırım bağlayan 40. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendi kapsamında değerlendirilir. İçerik uyumsuzluğunun, ürüne temel özelliğini veren bir unsurun mevzuata aykırı olarak çıkarılması veya miktarının değiştirilmesinden kaynaklanması hâlinde fiil ayrıca tağşiş oluşturabilir. Ürünün, gerçekte bulunmayan bir özelliğe sahipmiş veya başka bir ürünün aynısıymış gibi gösterilmesi hâlinde ise taklit söz konusu olabilir.

Dolayısıyla takviye edici gıdalarda etiket üzerinde belirtilen vitamin, mineral, bitkisel bileşen veya diğer maddelerin üründe beyan edilenden daha az ya da daha fazla bulunması, somut olayın özelliklerine göre yanıltıcı etiketleme, tağşiş veya gıda güvenilirliği hükümlerinin ihlali olarak nitelendirilebilir. Beyan edilenden farklı miktarda madde bulunmasının insan sağlığı bakımından tehlike oluşturması hâlinde, Kanun’un güvenilir olmayan gıdalara ilişkin 21. maddesi ile kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak gıdalara ilişkin 40. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi de gündeme gelebilir. Bu nedenle gizli doz artışlarının hukuki değerlendirmesi, yalnızca etiket uyumsuzluğuna değil, kullanılan maddenin niteliğine, miktarına ve insan sağlığı üzerinde oluşturduğu tehlikeye göre yapılmalıdır.

Uygulamada “merdiven altı üretim” olarak ifade edilen kayıt veya onay dışı üretim süreçleri ise taklit ve tağşişten bağımsız olarak işletmenin kayıt ve onay yükümlülüklerine, hijyen kurallarına ve gıda güvenilirliği şartlarına aykırılık oluşturabilir. Bu tür işletmelerde üretilen ürünlerin e-ticaret kanalları üzerinden piyasaya arz edilmesi hâlinde sorumluluk; ürünü üreten, ithal eden, kendi adı veya ticari unvanı altında piyasaya arz eden ya da izlenebilirliğini sağlamadan tüketiciye sunan gıda işletmecileri bakımından ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Bir e-ticaret aracısının Kanun kapsamında sorumlu tutulabilmesi ise somut olayda gıda işletmecisi veya perakende gıda işletmecisi sıfatını taşımasına ve Kanun’da öngörülen yükümlülükleri ihlal etmesine bağlıdır.

Sahte ürünlerde meşru markalara ait ad, logo, ambalaj veya tasarımların kullanılması ayrıca marka, tasarım ve haksız rekabet hükümleri bakımından hukuki sorumluluk doğurabilir. Ancak bu sonuç doğrudan Kanun’dan kaynaklanmamakta; ilgili fikrî ve sınai mülkiyet düzenlemelerinde öngörülen şartların somut olayda gerçekleşmesine bağlı bulunmaktadır.

Kanun Kapsamındaki Yaptırımlar

Takviyeler üzerinde gerçekleştirilen resmî kontrol ve laboratuvar incelemeleri sonucunda taklit, tağşiş, gıda güvenilirliği şartlarına aykırılık, yanıltıcı etiketleme, tanıtım veya sunum tespit edilmesi hâlinde, aykırılığın niteliğine göre idari para cezası ve diğer idari yaptırımlar uygulanabilir. Ürünlerin satışı durdurulabilir, ürünler piyasadan toplatılabilir ve gerekli hâllerde tüketicilere ürünlerin iadesi için çağrıda bulunulabilir. Somut olayın ve ürünün niteliğine göre ürüne el konulması, mülkiyetinin kamuya geçirilmesi, gıda olarak piyasaya arz amacı dışında değerlendirilmesi veya imha edilmesi de gündeme gelebilir.

Laboratuvar sonucuyla taklit veya tağşiş yapıldığı kesinleşen gıdalar bakımından, mevzuatta öngörülen şartların gerçekleşmesi hâlinde ürünü üreten veya ithal eden firmanın adı ile ürünün adı, markası, parti ve/veya seri numarası Bakanlık’ın Gıda Kamuoyu Duyurusu kapsamında kamuoyunun bilgisine sunulabilir.[1]

Bununla birlikte her idari aykırılık aynı zamanda suç oluşturmaz. Cezai sorumluluğun doğabilmesi için fiilin TCK’de veya Kanun gibi özel kanunlarda düzenlenen bir suç tipinin kanuni unsurlarını karşılaması gerekir. Adli soruşturma başlatılması için suç işlendiği izlenimini veren somut olguların bulunması; mahkûmiyet kararı verilebilmesi için ise suçun maddi ve manevi unsurlarının hukuka uygun delillerle ispatlanması zorunludur. Bu nedenle idari aykırılığın tespiti, idari yaptırım uygulanması ve fiilin cezai yönden nitelendirilmesi birbirinden ayrı olarak değerlendirilmelidir.

TCK Kapsamında Cezai Sorumluluk

Türk hukukunda Takviyeler’de gerçekleştirilen sahtecilik, taklit ve tağşiş fiillerini bütün yönleriyle karşılayan müstakil bir “gıda dolandırıcılığı” suçu bulunmamaktadır. Öğretide, Kanun’un 24/4. maddesinde taklit ve tağşiş yasaklanmış olmasına rağmen TCK m. 186’nın yalnızca kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde bozulmuş veya değiştirilmiş gıda ve ilaçların satılması, tedarik edilmesi ya da bulundurulmasını cezalandırdığı; bu nedenle sağlık yönünden tehlike yaratmayan bazı taklit, tağşiş ve yanlış etiketleme fiillerinin bu suç kapsamında kalmayabileceği belirtilmektedir.[2]

Bu nedenle cezai sorumluluk bakımından tek bir suç tipinden hareket edilmemeli; ürünün içeriği, gıda veya ilaç niteliği, insan sağlığı üzerinde oluşturduğu tehlike, satış yöntemi ve failin kastı birlikte değerlendirilmelidir. Uygulamada özellikle TCK m. 186’da düzenlenen bozulmuş veya değiştirilmiş gıda ya da ilaçların ticareti, TCK m. 187’de düzenlenen sağlığı tehlikeye sokacak biçimde ilaç üretme veya satma ve TCK m. 157 ile 158’deki dolandırıcılık suçları ön plana çıkmaktadır. Gıda dolandırıcılığına isim olarak en yakın düzenleme dolandırıcılık suçu olsa da bu suçun koruduğu temel hukuki değer malvarlığıdır; gıda güvenliği ve güvenilir gıdaya ulaşma hakkı ise daha farklı bir hukuki koruma alanına ilişkindir.[3]

Bununla birlikte cezai sorumluluk bu suçlarla sınırlı değildir. Üründe kullanılan maddenin zehir niteliğinde ve üretimi, bulundurulması veya satılması izne bağlı olması hâlinde TCK m. 193’teki zehirli madde imal ve ticareti; sağlık için tehlikeli maddenin çocuklara, akıl hastalarına veya uçucu madde kullananlara verilmesi ya da tüketimlerine sunulması hâlinde ise TCK m. 194’teki sağlık için tehlikeli madde temini suçu gündeme gelebilir. Somut olayın sonuçlarına göre kasten veya taksirle yaralama ve ölüme neden olma suçlarının da ayrıca değerlendirilmesi mümkündür. Her suç tipi bakımından kanuni unsurların ayrıca gerçekleşmesi gerektiğinden, taklit veya tağşiş tespiti tek başına bu suçların oluştuğu anlamına gelmez.

Keza Kanun’un kendi bünyesinde de ceza hukuku niteliğinde bazı yaptırımlar öngörülmüştür. Kanun’un 40. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak gıdaları üreten, ithal eden veya kendi adı ya da ticari unvanı altında piyasaya arz eden gıda işletmecileri hakkında hapis ve adli para cezası düzenlenmiştir. Aynı fıkranın (l) bendinde ise taklit veya tağşiş fiilinin belirli süre içinde ikinci kez tekrarlanması hâlinde bazı işletmeciler yönünden adli para cezası ve sektörel faaliyetten men yaptırımı gibi yaptırımlar kabul edilmiştir.

Haksız Rekabet ve Marka Hakkına Tecavüz

Sahte veya içeriği değiştirilmiş, yani tağşiş veya taklit edilmiş, Takviyeler’in piyasaya sunulması, tüketicilerin yanı sıra dürüst şekilde faaliyet gösteren işletmelerin ticari menfaatlerini de ihlal etmektedir.

Güvenilir bir markanın ambalajının, logosunun veya ürün adının taklit edilmesi; tüketicinin sahte ürün ile orijinal ürün arasında yanılmasına neden olabilir ve TTK kapsamında haksız rekabet oluşturabilir. Rakibin ticari itibarından yanıltıcı şekilde yararlanılması ve ürünün tehlikelerinin gizlenmesi de bu kapsamda değerlendirilebilir. Tescilli bir markanın veya ayırt edilemeyecek derecede benzerinin izinsiz kullanılması ise SMK kapsamında marka hakkına tecavüz oluşturabilir. Taklit markalı ürünlerin üretilmesi, satılması, dağıtılması, ticari amaçla bulundurulması veya depolanması hukuki ve cezai sorumluluk doğurabilir.

Bu gibi durumlarda marka sahibi; tecavüzün tespitini, önlenmesini ve durdurulmasını, şartları oluşmuşsa maddi ve manevi tazminat ile ürünlere el konulmasını talep edebilir. Aynı fiilin hem haksız rekabet hem de marka hakkına tecavüz oluşturması mümkündür.

Yargıtay Kararları

  • Bir uyuşmazlıkta, tescilli omega-3 balık yağı ürününün ambalajının taklit edildiği ve davalı ürünün tanıtımında davacı markasına atıfla “... muadili” ifadesinin kullanıldığı ileri sürülmüştür. İlk derece mahkemesince, ürün ambalajları arasında iltibas oluşturacak bir benzerlik bulunmadığı ve “takviye edici gıda” ibaresinin kullanılmasının haksız rekabet teşkil etmediği; buna karşılık davacı markasına atıfla “... muadili” ibaresinin kullanılmasının yanıltıcı nitelikte olduğu ve haksız rekabet oluşturduğu kabul edilmiştir. Bu değerlendirme Bölge Adliye Mahkemesince uygun bulunmuş ve Yargıtay tarafından onanmıştır.[4]
  • Bir kararda, bitkisel karışım macununda sildenafil etken maddesi tespit edilmiştir. Adli Tıp Kurumu raporunda bu maddenin insan sağlığına zararlı olduğunun belirlenmesi üzerine sanığın eyleminin TCK madde 186/1 kapsamında bozulmuş veya değiştirilmiş gıda ya da ilaçların ticareti suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir. Yargıtay, temel suç yönünden mahkûmiyeti isabetli bulmuş; ancak sanığın resmî izne dayalı bir meslek veya sanat icra etmediği gerekçesiyle TCK madde 186/2 uyarınca cezanın artırılmasını hukuka aykırı bularak hükmü bozmuştur.[5]
  • Doğrudan Takviyeler’e ilişkin olmayan bir kararda, sahte olduğu değerlendirilen bitki koruma ürünleri, ambalajları ve üretim materyalleri hakkında müşteki şirkete ait ürünler yönünden yeterli ve ürüne özgü bilirkişi incelemesi yapılmadan verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararı eksik soruşturma ve yetersiz gerekçeye dayalı bulunmuştur. Yargıtay, soruşturmanın genişletilmesi gerektiğini belirterek itirazın reddine ilişkin kararı kanun yararına bozmuştur. Karar, sahte ürün ve marka hakkına tecavüz soruşturmalarında teknik incelemenin önemini göstermektedir.[6]
  • Diğer bir olayda Yargıtay, içeriğinde insan sağlığını tehdit eden madde bulunan sahte Takviyeler’in üretilip internet üzerinden satılması nedeniyle TCK madde 187/1’de düzenlenen “kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç üretme veya satma” suçu kapsamında verilen mahkûmiyet hükmünü onamıştır. Buna karşılık eylemin münhasıran TCK madde 187/1 kapsamındaki suçu oluşturduğunu ve ayrıca dolandırıcılık suçunun oluşmadığını belirterek 16 ayrı dolandırıcılık mahkûmiyetini bozmuştur.[7]

Kararlar, ürünün niteliği ve sağlık bakımından yarattığı tehlikenin teknik incelemelerle belirlenmesi gerektiğini; ayrıca her suçun unsurlarının bağımsız olarak değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Sonuç

Takviyeler’de sahtecilik, taklit ve tağşiş; yalnızca gıda mevzuatına aykırılık oluşturmakla kalmayıp ürünün içeriğine, sağlık üzerindeki etkisine ve piyasaya sunuluş biçimine göre idari, cezai ve özel hukuk sorumluluğuna da yol açabilir. Bu kapsamda ürünlerin piyasadan çekilmesi, geri çağrılması, imhası ve kamuoyuna duyurulması gibi idari tedbirlerin yanı sıra TCK kapsamında ceza sorumluluğu, haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz hükümleri de gündeme gelebilir. Bununla birlikte Türk hukukunda bu fiilleri bütün yönleriyle karşılayan müstakil bir gıda dolandırıcılığı suçu bulunmadığından, her olay kendi özellikleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Yargıtay kararları da ürünün gıda veya ilaç niteliğinin, insan sağlığı bakımından yarattığı tehlikenin ve ilgili suçların unsurlarının teknik ve bilimsel incelemelerle ayrı ayrı belirlenmesi gerektiğini göstermektedir. Bu nedenle tüketici sağlığının ve marka sahiplerinin haklarının korunması, idari denetim ile ceza ve özel hukuk mekanizmalarının birbiriyle uyumlu şekilde işletilmesine bağlıdır.

Katkıları için Abdullah Rauf İçer’e teşekkür ederiz.

 

Kaynakça

Taklit veya Tağşiş Yapılan Gıdalar. T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı: https://guvenilirgida.tarimorman.gov.tr/GuvenilirGida/GKD/TaklitVeyaTagsis adresinden alındı

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 11.04.2023 Tarihli ve 2023/4512 E., 2023/3330 K. Sayılı Kararı. (2023, 04 11). Lex Pera: https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/10-ceza-dairesi-e-2023-4512-k-2023-3330-t-11-4-2023 adresinden alındı

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 20.05.2024 Tarihli ve 2023/13328 E., 2024/18908 K. Sayılı Kararı. (2024, 05 20). Lex Pera: https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/10-ceza-dairesi-e-2023-13328-k-2024-18908-t-20-5-2024 adresinden alındı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/6896 E., 2025/446 K. Sayılı ve 03.02.2025 Tarihli Kararı. (2025, 02 03). Lex Pera: https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/11-hukuk-dairesi-e-2024-6896-k-2025-446-t-3-2-2025 adresinden alındı

Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 28.06.2018 Tarihli ve 2015/5326 E., 2018/4809 K. Sayılı Kararı. (2018, 06 26). Lex Pera: https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/15-ceza-dairesi-e-2015-5326-k-2018-4809-t-28-6-2018 adresinden alındı

Yerdelen, E., & Taş, B. (2023, 06). Gıda Güvenliği Kapsamında Gıda Dolandırıcılığı. (S. I. Adem Sözüer, Editör, & O. İ. Yayıncılık, Prodüktör) Lexpera: https://www.lexpera.com.tr/literatur/derleme-makaleler/gida-guvenligi-kapsaminda-gida-dolandiriciligi-food-fraud-in-the-context-of-food-safety-d-turkiye-de adresinden alındı

 



[1] (Taklit veya Tağşiş Yapılan Gıdalar)

[2] (Yerdelen & Taş, 2023, s. 158 - 159)

[3] (Yerdelen & Taş, 2023, s. 161)

[4] (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/6896 E., 2025/446 K. Sayılı ve 03.02.2025 Tarihli Kararı, 2025)

[5] (Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 11.04.2023 Tarihli ve 2023/4512 E., 2023/3330 K. Sayılı Kararı, 2023)

[6] (Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 20.05.2024 Tarihli ve 2023/13328 E., 2024/18908 K. Sayılı Kararı, 2024)

[7] (Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 28.06.2018 Tarihli ve 2015/5326 E., 2018/4809 K. Sayılı Kararı, 2018)