Back to Insights

Bölge İdare Mahkemesi Kararlarının Temyizine Yönelik Parasal Sınır Düzenlemesinin İptaline İlişkin Anayasa Mahkemesi Kararı

AYM, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda yer alan, istinaf mercii kararlarının temyizine yönelik parasal sınıra ilişkin düzenlemenin, kanunilik ve ölçülülük şartlarını taşımadığı gerekçesiyle iptaline karar verdi.

17.10.2023

Bölge İdare Mahkemesi Kararlarının Temyizine Yönelik Parasal Sınır Düzenlemesinin İptaline İlişkin Anayasa Mahkemesi Kararı

Anayasa Mahkemesi (“AYM”) 2023/36 Esas numaralı ve 26.07.2023 tarihli kararı ile 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (“Kanun”) 46. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “Konusu yüz bin Türk lirasını aşan…” ibaresinin ve hükmün kalan kısmının iptaline karar vermiş olup bu karar 13.10.2023 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.[1] Söz konusu iptal hükmü, kararın yayım tarihinden itibaren 9 ay sonra yürürlüğe girecektir.

Karara Konu Olay ve Olgular

Ödenen damga vergisinin iadesi talebiyle açılan davada, Samsun Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi tarafından itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varılmış ve iptali için AYM’ye başvurulmuştur.

AYM Kararının İncelenmesi ve Gerekçesi

Kanun’un 46. maddesinde temyiz edilebilecek istinaf mahkemesi kararları belirlenmektedir. Buna göre, konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalarda verilen bölge idare mahkemesi kararları temyiz edilebilmektedir.[2]

Mahkemenin başvurusu neticesinde, Kanun’un 46. maddesinde düzenlenen ve temyiz edilebilirlik yönünden parasal sınır öngören kural, Anayasa’nın temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin ilkelerini belirleyen 13. maddesi ışığında değerlendirilmiştir.

1. Kanunilik Yönünden Değerlendirme

Kararda, hükmün denetlenmesini talep etme hakkını sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin şeklen var olmasının kanunilik şartını karşılamak için yeterli olmadığı vurgulanmış, hukuk devletinde kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden açık ve uygulanabilir olması gerektiği ve bu niteliklerin mevcut olmasının hukuki güvenliğin korunması bakımından zorunlu olduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda, karara konu parasal sınırın her yıl güncellenmesine karşın, hangi tarihe göre uygulanacağının Kanun’da açık ve net olarak belirtilmediği, Danıştay içtihatları uyarınca, ilgili kararın temyiz edilebilir olup olmadığının bölge idare mahkemesinin karar tarihi esas alınarak belirlendiği ifade edilmiştir. Bununla birlikte, yargılama süreçlerinden dolayı daha önce temyize tabi olan bir kararın, bölge idare mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesin olabileceğine dikkat çekilerek, hangi tarihteki parasal sınıra göre temyiz kanun yoluna başvurulabileceğinin kanunda açık ve öngörülebilir şekilde düzenlenmesi gerektiği belirtilmiştir İtiraza konu kuralda bu hususun açık, net ve tereddüde yer vermeyecek şekilde düzenlememiş olması nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamında kanun yoluna başvuru hakkını sınırlayan bu kuralın kanunilik şartını taşımadığı sonucuna varılmıştır.

2. Ölçülülük İlkesi Bakımından Değerlendirme

Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında kanunilik ölçütünün yanı sıra, karara konu kural ölçülülük ilkesi bakımından da incelenmiştir. Bu kapsamda, konusu belli bir tutarı aşmayan kararlara karşı temyiz kanun yolunun kapatılmasının amacının Danıştay’ın iş yükünün azaltılması olduğu ifade edilmiştir. Nitekim istinaf kanun yoluna başvuru sınırından da bahsedilerek usul ekonomisi ve makul sürede yargılama ilkeleri açısından önemsiz sayılabilecek bazı davalarda verilen kararların kesin olmasının ve benzer şekilde, ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf başvurusunun reddi kararlarının da hükmün denetlenmesini talep hakkına aykırılık teşkil etmeyeceği değerlendirilmiştir.

Ancak bölge idare mahkemesince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve işin esası hakkında yeniden karar verilmesi halinde, bölge idare mahkemesince ilk elden verilen bu karara karşı temyiz yolunun kapatılmasının, hükmün denetlenmesini talep hakkına aykırılık teşkil edebileceği belirtilerek, konusu istinaf sınırı ile temyiz sınırı arasında kalan uyuşmazlıkların tamamının önemsiz sayılamayacağı ifade edilmiştir.

Bu kapsamda, değeri itibariyle önemsiz olduğu kabul edilemeyecek davalarda, bölge idare mahkemesince ilk elden davacı aleyhine hüküm kurulması halinde, parasal sınır nedeniyle bu hükmün denetlenmemesinin kişilere aşırı külfet yüklediği, Danıştay’ın iş yükünün azaltılması amacı ile kişilerin hükmün denetlenmesini talep etme haklarını kullanmadaki menfaatleri arasındaki dengenin kişiler aleyhine bozulduğu yönünde değerlendirmede bulunulmuştur. Bu bakımdan iptali istenen kural ile hükmün denetlenmesini talep hakkına orantısız bir sınırlama getirildiği, dolayısıyla söz konusu sınırlamanın ölçülülük şartını da yerine getirmediği sonucuna varılmıştır.

Sonuç

Yukarıda açıklanan gerekçelerle, Kanun’un 46. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “Konusu yüz bin Türk lirasını aşan…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olması sebebiyle iptaline, (b) bendinin kalan kısmının ise uygulanma imkanı kalmadığından iptaline ve ilgili hükmün iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edecek nitelikte olduğu değerlendirmesiyle iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından 9 ay sonra yürürlüğe girmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

İptal kararı, temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasında kanunilik ve ölçülülük ilkeleri kapsamında kişilerin adil yargılanma hakkına müdahalenin sınırlarını belirleyen, kanun yollarına başvuru imkanlarının kapatılması suretiyle uğranılan hak kayıplarının önlenmesine yönelik önemli bir karardır.



[1] AYM kararının tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

[2] Maddede 100.000-TL olarak belirtilen parasal sınır, yeniden değerleme oranlarına göre 2023 yılı için 581.000-TL olarak uygulanmaktadır.