Dava Dilekçesinde Yer Almayan Talep Kısmen Islah Yoluyla İleri Sürülebilir mi?
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 08.05.2026 tarihli içtihadı birleştirme kararıyla, dava dilekçesinde yer almayan taleplerin kısmen ıslah yoluyla davaya eklenemeyeceği kabul edilmiştir. Karar; taleple bağlılık, savunma hakkı, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkelerini güçlendirmiştir. Bu nedenle dava dilekçeleri hazırlanırken tüm alacak ve tazminat kalemleri baştan açıkça belirtilmeli; yeni talepler için tam ıslah veya ayrı dava seçenekleri değerlendirilmelidir.
01.07.2026

Giriş
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 08.05.2026 tarihli, E. 2021/8, K. 2026/1 sayılı kararıyla (“Karar”), hukuk yargılamasında dava dilekçesinde yer almayan bir talebin kısmen ıslah yoluyla davaya dâhil edilemeyeceği yönünde içtihatların birleştirilmesine karar verilmiştir. Karar, 30.06.2026 tarihli ve 33296 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Karar, Yargıtay hukuk daireleri ve Hukuk Genel Kurulu kararları arasında uzun süredir devam eden görüş ayrılıklarını gidermesi bakımından önem taşımaktadır. Bu yönüyle Karar, özellikle dava dilekçesinin kapsamı, taleple bağlılık ilkesi, savunma hakkı ve ıslah kurumunun sınırları bakımından uygulamaya yön verecek niteliktedir.
Islah Nedir?
Islah, kelime anlamı itibarıyla “iyileştirme” anlamına gelmektedir.[1] Usul hukuku bakımından ise tarafların daha önce yapmış oldukları usul işlemlerindeki hata, eksiklik veya unutulan hususları, kanunda öngörülen sınırlar içinde düzeltmelerine imkân tanıyan bir kurumdur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 176. maddesine göre, “Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir.” Aynı hüküm uyarınca taraflar, aynı davada ıslah yoluna ancak bir kez başvurabilir.
Uygulamada ıslah, tam ıslah ve kısmen ıslah olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Tam ıslah, davacının davasını bütünüyle ıslah ederek yargılamayı yeni bir dava dilekçesi üzerinden sürdürmesine imkân tanır. Bu hâlde davacı, kanunda öngörülen süre içinde yeni dava dilekçesini mahkemeye sunmalıdır. Kısmen ıslah ise tarafların daha önce gerçekleştirdikleri belirli bir usul işlemini düzeltmesi, değiştirmesi veya genişletmesi sonucunu doğurur. Ancak Karar’ın da merkezinde yer alan tartışma, kısmen ıslahın dava dilekçesinde hiç yer almayan yeni bir talebi mevcut davaya eklemek için kullanılıp kullanılamayacağına ilişkindir.
Böyle Bir Değerlendirmeye Neden İhtiyaç Duyuldu?
Davalı taraf, savunmasını davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıa ve taleplere göre hazırlar. Yargılamanın ilerleyen aşamalarında, dava dilekçesinde hiç yer almayan yeni bir talebin ortaya konulması, davalının savunma hakkını ve usulî öngörülebilirliği zedeleyebilir. Bu durum, “silahların eşitliği” ve “adil yargılanma” ilkeleri bakımından sakınca doğurabileceği gibi, yargılamanın sınırlarının sonradan genişletilmesi sonucunu da doğurabilir.
Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile ön inceleme aşaması yargılamanın temel yol haritası olarak düzenlenmiştir. Ön inceleme aşamasında uyuşmazlık konuları belirlenmekte ve tahkikat bu çerçevede yürütülmektedir. Dava dilekçesinde yer almayan bir talebin sonradan kısmen ıslah yoluyla davaya dâhil edilmesi, tahkikatın sınırlarını genişletebilecek ve ön inceleme kurumunun işlevini zayıflatabilecektir. Karar’da da bu çerçevede hukuki güvenlik, belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleri ön plana çıkarılmıştır.
Uygulamadaki Yaygın Alışkanlıklar Sona Eriyor
Karar, özellikle alacak, tazminat, iş hukuku ve ticaret hukuku uyuşmazlıklarında uygulamayı doğrudan etkilemektedir. Dava dilekçesinde açıkça talep edilmeyen bir alacak veya tazminat kalemi, yargılama sırasında bilirkişi incelemesi ya da dosya kapsamındaki başka bir değerlendirme sonucunda gündeme gelmiş olsa dahi, kısmen ıslah yoluyla mevcut davaya eklenemeyecektir. Buna karşılık, dava dilekçesinde zaten yer alan bir alacak veya tazminat kaleminin miktarının artırılması kısmen ıslah yoluyla mümkün olabilecektir. Bu ayrım, dava dilekçesinde talep sonucunun açık ve eksiksiz şekilde kurulmasını daha da önemli hâle getirmektedir.
Tam Islah Bakımından Değerlendirme
Karar’da kısmen ıslah yoluyla davaya yeni talep eklenmesi mümkün görülmemiştir. Bununla birlikte, davacının tam ıslah yoluna başvurması ihtimali somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilebilir. Tam ıslaha başvurulması hâlinde dikkat edilmesi gereken temel usul kuralı, tam ıslah bildiriminden itibaren bir hafta içinde yeni dava dilekçesinin mahkemeye sunulması zorunluluğudur. Bu süre içinde yeni dava dilekçesi verilmezse, ıslah hiç yapılmamış gibi davaya önceki hâliyle devam edilir.
Tam ıslahın yeni bir dava açılmasına kıyasla bazı usulî avantajlar sağlayıp sağlamayacağı ise her somut olay bakımından ayrıca değerlendirilmelidir. Özellikle zamanaşımı, hak düşürücü süre, dava şartları, hukuki yarar, görev ve yetki, harç yükümlülükleri ile yeni talebin mevcut uyuşmazlıkla bağlantısı bakımından ayrıca inceleme yapılması gerekir. Bu nedenle tam ıslah, her durumda otomatik ve risksiz bir çözüm olarak değil, somut olayın usulî koşullarına göre değerlendirilmesi gereken bir imkân olarak ele alınmalıdır.
Sonuç
Karar ışığında, dava açılmadan önce yürütülen hazırlık süreci daha kritik hâle gelmiştir. Hak kaybı yaşanmaması için dava dilekçeleri hazırlanırken tüm olası alacak ve tazminat kalemleri baştan, açık ve eksiksiz biçimde belirlenmelidir. Yargılama sırasında yeni bir talep ileri sürme ihtiyacı doğduğunda, bu talebin kısmen ıslah yoluyla mevcut davaya eklenmesi yoluna başvurulmamalı; somut olayın koşullarına göre tam ıslah, ayrı dava açılması veya mevcut dava ile bağlantılı diğer usulî imkânlar değerlendirilmelidir. Karar, dava dilekçesinin yalnızca yargılamayı başlatan bir belge olmadığını; aynı zamanda davanın sınırlarını, tarafların savunma stratejisini ve mahkemenin inceleme alanını belirleyen temel usul işlemi olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.
Karar metninin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
Kaynakça
Türk Dil Kurumu Sözlükleri. Türk Dil Kurumu: https://sozluk.gov.tr/ adresinden alındı
-
Törehan Büyüksoy
Managing Partner
-
Emire Özeyranlı
Associate
-
Abdullah Rauf İçer
Legal Trainee