Back to Insights

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kurumuna Önemli Değişiklikler Getirildi

28.03.2024

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kurumuna Önemli Değişiklikler Getirildi

12 Mart 2024 tarih ve 32487 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7499 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun[1] ile Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (“HAGB”) kurumuna ilişkin önemli düzenleme ve değişiklikler gerçekleştirildi.

Anayasa Mahkemesi’nin (“AYM”) 01.06.2023 tarih, 2022/120 başvuru numaralı kararı[2] ile 5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun HAGB’na ilişkin olan 231. maddesinin 5. fıkrasının birinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, kararın Resmi Gazete’de yayımlanma tarihi olan 01.08.2023 tarihinden 1 yıl sonra yürürlüğe girmesine karar verilmişti.

7499 Sayılı Kanun’da yapılan değişiklikler kapsamında, HAGB kararı verilebilmesi için hükmolunan ceza, denetim süresi, süre içerisinde sanığın tabi tutulacağı yükümlülükler, bu yükümlülüklere uyulmaması halinde karşılaşılacak sonuçlar ve uzlaştırma kurumu gibi hususlarda bir değişikliğe gidilmeyerek eski düzenleme korunmuştur. Değişiklik sonrası HAGB kurumunun temel amaç ve özellikleri AYM’nin iptal kararından önce mevcut olan düzenlemelerle benzerlik gösterse de yapılan değişiklikler, iptal kararında değinilen konuları netliğe kavuşturmuştur. Söz konusu değişiklikler ve etkileri aşağıdaki başlıklar altında ayrı ayrı ele alınmıştır.

HAGB Müsadere Hükümlerinin Uygulanmasını Engellemeyecek

Yeni düzenleme ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını düzenleyen beş numaralı fıkranın son cümlesine “müsadere hükümleri hariç” ifadesinin eklenmesi suretiyle, HAGB kurumunun müsadereye ilişkin hükümlere etkili olmayacağı düzenlenmiştir. Böylelikle, HAGB ve müsadere kararlarının aynı anda verilmesi halinde ortaya çıkan belirsizlik giderilmiştir. İşlenen bir suçla ilgili olarak, devletin bir kişi veya kuruluşun mal varlığına el koymasına yönelik müsadere kararlarının HAGB kararı ile birlikte verilmesi halinde, müsaderenin hangi aşamada infaz edileceği ve HAGB ile birlikte müsadereye ilişkin karara karşı istinaf kanun yoluna başvurma hakkının da askıya alınması gibi konuların açıklığa kavuşturulması bakımından, yapılan düzenleme önem taşımaktadır. Bu değişiklik 7499 Sayılı Kanun’un Resmi Gazete’de yayımlanma tarihi olan 12.03.2024 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiştir.

Sanığın Kabul Şartı Aranmayacak

Yeni düzenleme uyarınca, 01.06.2024 tarihinde ve sonrasında verilen HAGB kararlarının uygulanması için sanığın kabul şartı aranmayacaktır.

HAGB Kararları Hakkında Kanun Yoluna Başvurulabilecek

Yeni düzenleme ile 01.06.2024 tarihinde ve sonrasında verilecek ve istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulabilir nitelikteki HAGB kararları için söz konusu kanun yollarına başvuru yolu açılmıştır.

Bu düzenleme öncesinde, verilen HAGB kararlarının hukuka uygun olarak verilip verilmediği konusunda kararlar yalnızca itiraz üzerine incelenmekteyken, söz konusu düzenleme ile kişinin üst kanun yollarına başvuru hakkı saklı tutularak, HAGB kurumu bakımından da gözetilmiştir.

Açıklanan veya Yeni Kurulan Hükme İtiraz Edilebilecek

Yeni düzenleme ile sanık tarafından HAGB kararı akabindeki denetim süresinde kasten suç işlenmesi veya öngörülen tedbirlere uyulmaması halinde hükmün açıklandığı veya yeni bir hüküm kurulduğu hallerde, açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebileceği düzenlemesi getirilmiştir. Düzenlemeye göre bu itiraz incelemesi yalnızca fıkradaki koşullarla sınırlı olarak değerlendirilebilecektir. Bu değişiklik 7499 Sayılı Kanun’un Resmi Gazete’de yayımlanma tarihi olan 12.03.2024 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiştir.

Sonuç

Mahkemelerin iş yükünü hafifletmek, toplum barışına katkı sağlamak, cezaevinde mevcut olan yoğunluğu düşürmek ve cezaevi deneyiminin kişinin üzerinde bıraktığı olumsuz etkiyi azaltmak adına hukukumuza önemli bir yer teşkil eden HAGB kurumunda yapılan değişiklikler, kurumun amaç ve niteliğini benzer bırakmakla beraber, söz konusu kararların denetiminin yapılmasını da sağlayacaktır.

HAGB kararı uygulanırken müsadere kurumunun zarar görmemesi ve itiraz ve üst kanun yollarına başvuru imkanlarının tanınması, sanığın hak ve borçlarının gözetilmesi noktasında önemli bir adım olarak yorumlanabilir.